Selamunaleyküm. Bloğumuz dini bilgi alış verişi, dini sohbet amaçlıdır. "Küfür", "kötü içerikli sitelerin linklerinin atılması", "saygısızlık" sebebleri hariç ban yapılamaz. Hayırlı sohbetler dilerim.Selamunaleyküm:)



İŞTE SEN BUSUN!..

SEN,
''Siz insanlar için çıkarılmış en hayırlı bir ümmetsiniz, iyiliği emreder, kötülükten vazgeçirmeğe çalışırsınız.. Çünkü Allah’a inanıyorsunuz..'' Fermanının sahibisin!..
SEN,
''Alemlere rahmet olarak gönderilen'' ve dehşetli mahşer günü herkesin ''Nefsi! Nefsi!'' diye çırpınacağı bir zamanda, secdelere kapanıp; ''Ümmetimi isterim Ya Rab!.. Ümmetimi bağışlamadıkça kalkmam'' diye feryad edecek olan Habib-i Kibriya’nın ümmetisin!..
SEN,
Resûlullah’ın ashabına; ''Orduya yardim ediniz'' dediği zaman, bütün servetini alıp getiren ve Peygamberin ''Çocuklarına ne bıraktın?..'' sorusuna; ''Allah’ı ve Resûlünü bıraktım Ya Resûllullah!'' cevabını veren Hz. Ebûbekir’in yolundasın!..
SEN,
Devlet reisi olduğu halde, içi su dolu bir tulumu sırtına yüklenerek halk içinde dolaşan ve oğlunun; ''Babacığım, niçin böyle yapıyorsun?'' sorusuna; ''Oğlum! Nefsimi biraz beğenir gibi oldum.. Onu zelil etmek, gururumu kırmak istiyorum'' diyen Koca Ömer’in izindesin!
SEN,
Müslümanlar arasında açlığın ve kıtlığın hüküm sürdüğü bir zamanda Şam’dan kendisine ait zeytinyağı, üzüm ve buğday yüklü olarak gelen bir deveyi yükleriyle beraber yoksullara tasadduk eden Hz. Osman’ın ardındasın!..
SEN,
Cebinde bulunan 4 dirhem servetin 1 dirhemini gizlice, 1 dirhemini açıkça, 1 dirhemini gece ve kalan 1 dirhemini de gündüz , kimsesizlere sadaka olarak veren ve Allah Resûlünün; ''Neden böyle yaptın ?''suâline ''Belki Allah bunların birini olsun kabul eder düşüncesiyle diyen Hz. Ali’yi takip edensin!
SEN,
Allah yolunda cihada çıkan ve karşısında ATLAS Okyanusunu görünce, devesini
dizlerine kadar denize
sürerek, kılıcını çekip; ''Ya Rabbi! Şahid ol! Önüme su uçsuz bucaksız derya çıkmasaydı senin şanını daha ileriye götürürdüm!'' diyen mücahidlerin peşindesin!..
SEN,
40 sene yatsı abdestiyle sabah namazını kılan Imam-i Âzam’ların, Malazgirt Ovalarında Allah Allah sesleriyle at koşturan ve Anadolu kapılarını Müslüman Türklere açan Alp Arslanların arkasındasın!..
SEN,
Misafir kaldığı evde gece sabaha kadar ayakta duran ve; ''Biz Kur’anın bulunduğu odada ayaklarımızı uzatıp yatmaktan hayâ ederiz'' diyen Osman Gazilerin torunusun!..
SEN,
Resûllullah’ın müjdesine nail olup, küfrün doğu kalesini, İstanbul’u fethederek İslam’a teslim eden, yeni bir çağ açan Fatihlerin, dünyayı müslümanlardan başkasına dar gören Yavuzların, karaların- denizlerin hakanı Kanûnilerin neslisin!..
SEN,
İstanbul’da okumaya başladığı Ezan-i Muhammediyeyi, Çaldıran ovalarında bitiren, Tuna’da aldığı abdestin namazını Afrika çöllerinde kılan, Hazar kıyılarında getirdiği tekbir seslerinin yankılarını Viyana kapılarında duyan kahramanların evladısın!..
SEN...
İŞTE SEN BUSUN!..

Yorum (4) Yorum yaz!

"MERHAMETLI INSAN KALMADI" DEMEYESINIZ DIYE

Hz. Ömer arkadaşlarıyla sohbet ederken, huzura üç genç girerler.
Derler ki :

-"Ey halife, bu aramızdaki arkadaş bizim babamızı öldürdü.

Ne gerekiyorsa lütfen yerine getirin.

" Bu söz üzerine Hz.Ömer suçlanan gence dönerek :

- Söyledikleri doğru mu diye sorar,

 

 Suçlanan genç der ki  
-evet doğru.

Bu söz üzerine Hz Ömer anlat bakalım nasıl oldu diye sorar:

Bunun üzerine genç anlatmaya başlar, der ki :

-"Ben bulunduğum kasabada hali vakti yerinde olan bir insanım
ailemle beraber gezmeye çıktık,

 kader bizi arkadaşların bulunduğu yere getirdi.
Afedersiniz hayvanlarımın arasında bir güzel atım var ki dönen bir
defa daha bakıyor, hayvana
ne yaptıysam bu arkadaşların bahçesinden meyva
koparmasına engel olamadım, arkadaşların babası içerden hışımla
çıktı atıma bir tas attı atim oracıkta öldü. Nefsime bu durum ağır geldi,
ben de bir tas attım, babası öldü. Kaçmak istedim fakat arkadaşlar beni
yakaladı, durum bundan ibaret" dedi. Bu söz üzerine Hz Ömer

-"Söyleyecek bir şey yok, bu suçun cezası idam.

Madem suçunu da kabul ettin" dedi.

Bu sözden sonra delikanlı söz alarak

-"Efendim bir özrüm var" diyerek konuşmaya başladı

- "Ben memleketinde zengin bir insanim, babam rahmetli olmadan bana
epey bir altın bıraktı.Gelirken kardeşim küçük olduğu için saklamak
zorunda kaldım. Simdi siz bu cezayı infaz ederseniz yetimin hakkini
zayi ettiğiniz için Allah(cc) indinde sorumlu olursunuz, bana üç gün izin
verirseniz ben emaneti kardeşime teslim eder gelirim, bu üç gün
içinde
yerime birini bulurum" der.

Hz. Ömer dayanamaz der ki :
-"Bu topluluğa yabancı birisin, senin yerine kim kalır ki?!"

Sözün burasında genç adam ortama bir göz atar, der ki:

- "Bu zat benim yerime kalır." O zat Hz. Peygamber Efendimizin (sav)
en iyi arkadaşlarından daha yasarken cennetle müjdelenen Amr İbni As'
dan başkası değildir. Hz.Ömer Amr'a dönerek,

- "Ey Amr, delikanlıyı duydun" der. O yüce sahabi

-"Evet, ben kefilim" der ve genç adam serbest bırakılır.

Üçüncü günün sonunda vakit dolmak üzere ama gençten bir haber
yoktur.
Medine'nin ileri gelenleri Hz. Ömer'e çıkarak genc'in gelmeyeceği,
dolayısıyla Amr İbni As'a verilecek idam yerine maktülün diyetini
vermeyi teklif ederler, fakat gençler razı olmaz ve babamızın kanı
yerde kalsın istemiyoruz derler.

Hz. Ömer kendinden beklenen cevabi verir der ki:

"Bu kefil babam olsa farketmez cezayı infaz ederim."

Hz Amr İbni As ise tam bir teslimiyet içerisinde der ki :

-"Biz de sözümün arkasındayız."

Bu arada kalabalıkta bir dalgalanma olur ve insanların arasından genç
görünür. Hz. Ömer gence dönerek derki evladım gelmeme gibi önemli  bir
nedenin vardi neden geldin?" Genç vakurla başını kaldırır ve
(günümüz insani için pek de önemli olmayan)

"AHDE VEFASIZLIK ETTI" demeyesiniz diye geldim der.

Hz.Ömer başını bu defa çevirir ve Amr İbni As'a der ki :

-"Ey Amr, sen bu delikanlıyı tanımıyorsun nasıl oldu onun yerine
kefil oldun".

Amr İbni As Allah kendisinden ebediyyen razı olsun, vakurla kanımızı
donduracak bir cevap verir,

-"Bu kadar insanin içerisinden beni seçti.

"INSANLIK ÖLDÜ "dedirtmemek için kabul ettim" der.

Sira gençlere gelir, derler ki:

-"Biz bu davadan vazgeçiyoruz."

Bu sözün üzerine Hz Ömer :

-"Ne oldu, biraz evvel babamızın kani yerde kalmasın diyordunuz ne
oldu da vazgeçiyorsunuz?"der.

Gençlerin cevabıda dehsetlidir :

"MERHAMETLI INSAN KALMADI" DEMEYESINIZ DIYE

Yorum (0) Yorum yaz!

HiC BÖYLE NAMAZ KILDINIZ MI ?

Hatem-i Zahid (k.s.)hazretleri Asim Ibn-i Yusuf hazretlerinin yanina geldiginde

Asim (kuddise sirruh) ona sordu:

"Ey Hatem namaz kilmayi guzel becerebiliyor musun?"

O da "Evet"deyince, Asim (k.s.):

"Peki, nasil kiliyorsun?" diye sordu.

Hatem-i Zahid hazretleri basladi anlatmaya:

"Namaz vakti yaklastiginda abdestimi sunnet uzere tazeliyorum

ve namaz kilacagim yere dikiliyorum.

Ta ki her uzvum yerlesiyor.

Sonra Kabe'yi iki kasimin arasinda,

Makam-i Ibrahimi gogsumun hizasinda,

ALLAH Teala'yi mekandan munezzeh (pak ve uzak) oldugu halde

basimda hazir ve kalbimdeki her seyi bilir halde goruyorum.

Sanki ayagim sirat koprusunun uzerinde;

cennet sagimda, cehennem solumda,

Olum melegini de arkamda hissediyorum

ve kilacagim namazin son namazim oldugunu dusunuyorum.

Sonra ihsan ile (Mevla'yi gorur gibi) iftitah tekbirini aliyorum,

tefekkurle okuyorum, tevazu ile rukua egiliyorum,

tazarru ile secdeye kapaniyorum.

Sonra tamamiyla oturuyor,

Umitle tesehhutte bulunuyor ve sunnet uzere selam veriyorum.

Sonra da o namazi ihlasa teslim ediyor,

korkuyla umit arasinda kalkiyorum

ve bu hal uzere sabra devam ediyorum."


Bunu duyan Asam hazretleri:

"Ey Hatem! Senin namazin boylemi?"diyesordu.Oda:

 

"Evet otuz senedir boyle  namaz kiliyorum!" deyince,

Asim hazretleri aglayarak sunları soyledi:

"Ben daha bu zamana kadar hic boyle bir namaz kilamadim..

Yorum (0) Yorum yaz!

Ama ben Onun Kim Olduğunu Biliyorum

Yasli bir bey, sabah erken evinden çikmis, yolda ilerlerken,
bir bisikletlinin kendisine çarpmasi ile yere
yuvarlanmis ve hafif yaralanmis.
Sokaktan geçenler yasli beyi hemen en yakin saglik birimine ulastirmislar...
Hemsireler, adamcagizin yarasina pansuman yapmislar,
ama 'biraz beklemesini ve röntgen çekerek her hangi bir kirik veya
çatlak olup olmadigini inceleyeceklerini' söylemisler.
Yasli bey huzursuzlanmis, 'acelesi oldugunu istemedigini' söylemis.
Hemsireler merakla acelesinin sebebini sormus.
Adamcagiz da 'karim huzur evinde kaliyor
her sabah onunla kahvalti etmeye giderim,
geç kalmak istemiyorum' demis.
'Karinizin, siz gecikince merak edecegini düsünüyorsunuz herhalde'
 Demis hemsire.Adam üzgün bir ifade ile
 'ne yazik ki karim Alzheimer hastasi ve benim kim
oldugumu bilmiyor' demis.
Hemsireler hayretle 'madem sizin kim oldugunuzu bilmiyor
neden hergün onunla kahvalti yapmak için kosusturuyorsunuz' demisler.

Adam buruk bir sesle 'ama ben onun kim oldugunu biliyorum' demis...


Yorum (0) Yorum yaz!

Bakmak ve Görmek

1_) Bakmak şahitliği , görmek derinliği ifade eder...

2_) Bakmak sadece gözle olur ,görmek akıl kalp ve gözün devreye girmesiyle gerçekleşir...

3_) Bakmak bir göz hareketi , görmek bir şuur faaliyetidir...

4_)Bakışta geçicilik ,görüştü seçicilik vardır...

5_)Bakmak en fazla tanımakla ,görmek anlayıp kavramakla sonuçlanır...

6_)Bakınca yanlız seyrederiz ,görünce bir hükme varırız.

7_)Bakmanın üst seviyesi tanımak ,görmeninkiyse yaşamaktır...

8_) Bakan kişi anlatır gören kişi yorumlar...

9_)Bakınca kenardan tutarız , görünce iki elimizle sarılırız...

10_) Bakınca severiz , görünce hayran oluruz....

 

Peki ya siz bakıyormusunuz

yoksa görüyormusunuz
Yada baktıklarınızı

 görebiliyormusunuz....

 

Yorum (3) Yorum yaz!

Ne olur sessiz kalmayın!!!

Evlatlarınız giyiyor dimi formalarını.

Çekiyorlar gramponlarını...

 Sokaklarda özgürce oynuyorlar...

 Peki onların suçu ne?

Güçlü güçsüzü eziyor niye MÜSLÜMAN diye...

 Hani nerde Müslüman... Nerdesin ey milletim.

 Buna nasıl sessiz kalırsın devletim!!!

 Ey insanlar bir karikatür için dünya ayağa kalktı!

 Ya bu zulüm nedir. Neden bu sessizlik. Susmayın.

 Herkes elinden gelen gayreti göstersin...

 Yürek yangınıdır bunlar ne olur sessiz kalmayın.

Filistin'de bir dram yaşanıyor...

Dünya bu drama seyirci kalıyor...
Su yok, elektrik günde sadece 2 saat.

 Yiyecek yok. Ambargo var. Sınırlar kapalı.

 Petrol girişi de yasak...
filistin'de bir dram yaşanıyor...
Dünya bu drama seyirci kalıyor...
filistin'liler bir yandan İsrail'in saldırısına

 karşı koymaya çalışırken bir yandan da

 açlıkla savaşıyor...

Ne olur Sessiz kalmayın!!!

Millet uyanmalı ki devlet uyansın!!!

 Ülkem buna sessiz kalmasın!!1

Herkes birşeyler yapsın.
Şimdi koltuğunuzda rahatınız keyfiniz yerinde nettesiniz...

 O insanların karanlık da aydınlık olacak elektriği yok!!!
Ne olur sessiz kalmayın!!!

Yorum (1) Yorum yaz!

ALLAH BİLİYOR

DENEMEKTEN ÇABALAMAKTAN YORULUP

CESARETİN KIRILDIĞINDA BİL Kİ...

ALLAH NE KADAR UĞRAŞTIĞINI GÖRÜYOR

KALBİN TAŞ KESİLECEK KADAR AĞLADIĞINDA, BİL Kİ...

ALLAH DÖKTÜĞÜN GÖZ YAŞINI SAYIYOR

HAYATIN DURDUĞU, ZAMANIN ALEYHİNE İŞLEDİĞİNİ DÜŞÜNDÜĞÜNDEBİL Kİ...

ALLAH SENİ İZLİYOR

HAYALLERİN YIKILMIŞ, UMUDUN KALMAMIŞ VE KENDİ KENDİNE NEDEN BÖYLE OLDUĞUNU SORUYORSAN BİL Kİ...

ALLAH CEVABINI BİLİYOR.

HİÇ NEDEN YOKKEN İÇİNDE TUHAF BİR HUZUR

HİSSETDİĞİNDE, BİL Kİ...

ALLAH SANA FISILDIYOR

BÜTÜN İŞLERİN YOLUNDA GİDİYOR VE TEŞEKKÜR ETMEK İÇİN HER AN BİR NEDENİN DAHA OLUYORSA, BİL Kİ...

ALLAH SENİ KOLLUYOR

BÜTÜN KALBİNLEDİLEDİĞİN ŞEY SONUNDA GERÇEK OLDUYSA BİL Kİ...

ALLAH SANA GÜLÜMSÜYOR

NEREDE OLURSAN OL, NE DÜŞÜNÜRSEN DÜŞÜN, NE YAPARSAN YAP...

ALLAH BİLİYOR

 

KALBİNİZDEN İNANÇ, YUVANIZDAN HUZUR, SOFRANIZDAN AŞ,

YÜZÜNÜDEN GÜLÜMSEME, DİLİNİZDEN DUA EKSİLMESİN

Yorum (4) Yorum yaz!

UTANIRIM

Utanırım ya Rahman senin aşkın ile açan ve hoş kokular

veren bir gül olamadım.

Bir güneş olup doğamadım bir rüzgar olup esemedim

Bütün mahlukat sana itaat ederken

aşk ile hu çeker aşk ile döner yunus misali...

Utanırım ya Rahman gaflet uykularımdan utanırım.

Sabahlara kadar sana secde eden

bir Ebubekir bir Ömer bir Osman olamadım.

Onlar gibi Rasule aşık olamadım

onunlayken bile hasret kalamadım...

Utanırım ya Rahman eshabı guzinin

tövbesinden utanırım.

Uzeyr olup harama baktım diye vuramadım

kendimi dağlara  ağlaya ağlaya

AFFET YA RABBİ diyemedim

Utanırım Ya Rahman mümin din kardeşlerim

zulüm altındayken gidip Ali olamadım.

Senin rızan için öldüremedim onları.

Ömer gibi hanımını çocuklarını yetim öksüz bırakmak

isteyen gelsin diyemedim...

Utanırım Ya Rahman korkamadım

yatağa girip uyumaktan

Seddad Bin Evs olamadım yataktan kalkıp

sabaha kadar secde edemedim.

Ya Rahman ne güzel kulların var

ben onlardan olamadım.

Simdi ağlıyorum sessizce.

Sanki oturduğum yerde ölümümü bekliyorum.

Yok misali yasıyorum..

Her vasıtaya bindik fanide

simdi sıra tabut denen cansız ata binmekte...

Şehadettir arzuhalım nasib edermisin Ya Rahman

cennette cemalinle şereflendirirmisin bu acizi.

RAHMETIM GAZABIMDAN USTUNDUR buyurmuşsun.

Rahmetinle muamele eyle bizlere biz aciz kullarınız.

Öylesine bir ölüm nasip eyleki Azrail (as) geldiğinde hoş gelsin

ve geldiğinde o görevini yerine getirmeden

sen bizlerden Razı ol İnşAllah( c.c.)...

Yorum (4) Yorum yaz!

Bugün Allah'a şükredeceğim çünkü ;

.. Gökkuşağının damlalarını,
.. Kar tanelerinin düşüşünü,
.. Güneşin altın rengini,
.. Gün batımının pembe morluğunu,
görebiliyorum

.. Taze bir balığı,
.. Yeni kesilmiş bir limonu,
.. Yeni kaldırılmış samanları,
.. Bebeğin altındaki pudrayı
koklayabiliyorum.

.. Telefonun zilini,
.. arkadaşlarımın fısıldadığı sırları,
duyabiliyorum.

.. Soğuğun keskinliğini ve ağrıların batışını,
.. Kalbimin atışını ve gözlerimi kırptığımı,
.. Bir yaprağın damarlarını,
hissedebiliyorum

.. Dilimin üzerinde biberli sosun acılığını,
.. Yoğurdun kaymağını ve cipsin gevrekliğini,
.. Yeni dilimlenmiş bir greyfurdun ekşiliğini,
.. Kokulu bir çayın burukluğunu,
tadabiliyorum.

Bugün; gözlerime, burnuma, kulaklarıma, ve
dilime teşekkür edeceğim.
Bunlar, dünyadaki iyi şeyleri ve Allah'ın iyiliğini bilmemi sağlıyor.
Bugün, ailem ve dostlarım, inançlarım ve bayrağıma teşekkürlerimi sunacağım.
Bugün her şeye teşekkür edeceğim,
Bugün;
"Allahım bana çok şey verdin.Bir şey daha ver,iyilik yüklü bir yürek" diyeceğim...

Yorum (2) Yorum yaz!

Dostlarınızı ne kadar ziyaret ediyorsunuz?

Her hali ile ümmetine en güzel örnek olan Hz. Peygamber Efendimiz

(sas) Ensar'ı genel ve özel olmak üzere çokça ziyaret ederdi. Özel

ziyaretlerinde onların evlerine giderdi. Genel ve toplu olarak ziyaret etmek

istediğinde de mahallelerinde bulunan mescitlerine uğrardı. Hz. Peygamber

bir gün Ensar'dan bir aileyi ziyaret ederek onlarla birlikte yemek yedi.

Gitmeden önce de evin bir tarafına su serptirip bir hasır açtırarak onun

üzerinde namaz kıldı ve onlara dua etti. Bu davranışın benzerlerini sahabe

Efendilerimizde de görmekteyiz. Efendimiz (sas), sahabilerini ikişer ikişer

kardeş yapmıştı. Bu iki kişi bir gün birbirlerini görüp hal-hatır

soramasalar o gece sabahı zor ederlerdi. Ertesi günü mutlaka birbirlerini

görüp karşılıklı nasıl ol­duklarını sorarlardı. Kişi Hz. Peygamber'in

kendisine kardeş yaptığı insanın halinden haberdar olmaksı­zın gün

geçirmezdi. Abdullah b. Mes'ud, Medine'ye gelen Kûfeli arkadaşlarına "Siz

arasıra biraraya gelerek sohbetler eder misiniz?" diye sordu. "Evet, biz bu

âdeti hiç bir zaman terketmedik" dediler. İbn Abbas, "Peki siz

birbirlerinizi ziyaret eder misiniz?" dedi. Onlar da "Evet ey Ebû

Abdirrahman! Hatta içimizden Kûfe'nin en dış mahallelerinde oturanlar bile

birkaç gün kardeşini görmeyecek olsa yürüyerek gidip onu ziyaret eder" diye

cevap verdiler. Bunun üzerine İbn Mes'ud "Siz böyle yaptığınız müddetçe

hayırlı insanlarsınız" dedi. Ümmü'd-Derdâ şöyle anlatıyor: Selmân-ı Fârisî,

Irak'ın Medâyin şehrinden tâ Şam'a kadar yaya olarak ziyaretimize geldi.

Sırtında Endenûz adı verilen ve etekleri ancak diz kapağına gelebilen bir

aba vardı. (Hayatü's-Sahabe, 9. bölüm, 43. Fasıl.)

 

Yorum (3) Yorum yaz!

Saat